Malesef başlıktaki soruyu 2006 yılında ÖSS sınavına giren ortalama 1.5 milyon kişiden %48′i yapamamış. Ayrıca bu sene çıkacak sorular kolay olacakmış ve okumaya anlamaya dayalı sorularmış. ÖSYM başkanı Ünal Yarımağan amca öyle diyor.
İngiliz bilim adamları, bilgisayar klavyeleri üzerinde yaptıkları araştırma sonucu bilgisayar klavyesinde klozetteki kadar bakteri olduğunu bulmuşlar. Otuz üç tane ayrı bilgisayar klavyesinin incelenmesi sonucu ishal, kusma ve benzeri rahatsızlıklara yol açabilen bakteriler tespit edilmiş. “Which?” dergisinde yayınlanan makaleye göre bu kirlilik olağan düzeyin tam 150 kat üstünde. Klavyelerde bakteri üremesinin en önemli sebebi ise bilgisayar başında yemek yemek. Ayrıca ellerin yıkanmaması da bakteriyel kiriliği arttıran nedenlerden biri. (more…)
Bugün tuz hakkında birkaç şey daha öğrendim ve çok mutlu oldum. Peki neler öğrendim?
Mezarlardan çıkan tuzlu etler tuzu ilk keşfedenlerin Mısırlılar olduğunu gösteriyormuş. Tuzu ise Nil nehri deltasında buharlaştırdıkları deniz suyundan elde ediyorlarmış. Tuz bir zamanlar o kadar değerliymiş ki, bazı ülkelerde askerler maaşlarını tuz olarak alıyorlarmış. Hatta Fransızlar, Romalılar ve Venedikliler savaş giderlerini karşılayabilmek için tuz vergisi koymuşlar. (more…)
Onlar kimler mi? Onlar ülkemizin en zenginleri. Aldıkları emekli maaşlarının bin liraları (Eski parayla milyarları) bulacağını umuyorsanız yanılıyorsunuz. İşte size birkaç örnek:
Şimdi bu gereksiz bilgiye ne gerek vardı ben de bilmiyorum. Öğrenince bayağı ilginç geldi. Nafile kalan birkaç denemeden sonra kendi dirseğimi yalamaya çalışmaktan vazgeçtim. Fakat kendi dirseğini yalayabilecek cevherlerin ortaya çıkacağına inandığımdandır ki buraya yazma ihtiyacı hissettim. Eğer başarabilen olursa; kesinlikle “dirseğini yalayabilen ilk şahıs” olarak yazıma yorum yazıp, bu nacizane blogumu şereflendirmelerini çok isterim. Ayrıca bu başarısıyla gerek Türk gerek dünya medyasında geniş yer bulacağını da ummaktayım.
Not: Yapacağınız denemelerde mağruz kalacağınız kırık, çıkık ve diğer her türlü yaralanmalarda, bu yazıyı yazan kişi olarak, hiçbir şekilde mesuliyet kabul etmiyorum. Sonra postmodern Avrupayi davalardan çıkan sonuçları almayı umarak avukatınızla kapıma dayanmanızı istemem.
Bugün gazete okurken okuduğum mesleğim gereği bir haber dikkatimi çekti. Peki ne öğrendim?
Gayri safi milli hasılanın %20’sini inşaat sektörü üretiyormuş. İhracatın %12’sini yaparken ithalat içindeki oranı sadece %3,4′müş. Dünyadaki ilk 225 inşaat firması arasında Türk firmalarının sayısı 22′ymiş. Avrupa’nın en büyük 3. inşaat firması Türk’müş.
Artık kendimi yavaş yavaş inşaat mühendisi hissetmeye başladım :)