Ah ah orta okul ve lisadeyken az kravat bağlamadık. Okul çıkışı eve geldikten sonra onca özene bezene kravatımı bozmadan çıkarmaya çalışırdım. Çünkü tam istediğim şekli ve uzunluğunu tutturmak malum pek de kolay olmuyordu. Ayrıca böyle yapmasaydık daha sonradan “Bu kravatı sene başında bağladım halen daha bozmadan kullanıyorum.” diye nasıl övünecektik :) Üçgen olsun isterdim kravatımın şeklinin ve en doğru bağlayışın o olduğunu zannederdim ki sonradan öğrendim değişik şekillerde bağlanışları da varmış.
Yalnız kendi kravatımızı bağlamakla da kalmazdık. Bir de okulda tören öncesi ve ders öncelerinde Ahmet, Mehmet vs. gelir, ”Abi şu kravatı bağlayıver sana zahmet. Sen güzel bağlarsın” derdi. Özene bezene bağlamaya çalışırdım şahsen. Kendikimden farkı olmasın diye de çok uğraşırdım :)
Daha orta okula başlayacağım ilk gün babamdan öğrenmiştim kravat bağlamayı. O akşam bol bol antreman yapmıştım. Sonra kendimizce bir kıvam tutturduk. Dikkatimi çeken birşey de o güne kadar gördüğüm hiç kimse benim gibi kravat bağlamıyordu. Eee demek ki; Her yiğidin/yiğidenin ayrı bir kravat bağlayışı varmış :)
Zaman zaman “Hay bu kravatı bulanın…” deyip de kravatı bulanları yad etmeyi de unutmadık. Kafasına kravatı bandaj gibi bağlayıp top oynayan arkadaşlarım da az olmadı. Başka bir amaç için daha kullandık mı şu an tam olarak hatırlayamıyorum :) Eminim daha farklı alanlarda kullanan yaratıcı arkadaşlarımız vardır.
Şimdi ise iş hayatına atılacağım zamanları bekliyorum. Tabi yine yeni ve yeniden kravat. Gerçi şantiye de pek lazım olmayacaksa da nasip olur da toplantılara, iş görüşmelerine gidersek şöyle güzel bir takım elbisenin üstüne güzel bağlı bir kravat güzel gider.
Sözü fazla uzatmadan(fazla uzatmış olabilirim ki uzattım) işte kravat bağlama teknikleri:

Bu arada kravat hakkında biraz bilgi için TIK
Yorum Yap