Küçükken defalarca dedemden dinlediğim daha doğrusu defalarca anlattırdığım, onlarca kez filmini seyrettiğim Hz. Yusuf. Şimdi de O’na dair bir kitap okuyorum. Kitap Nazan Bekiroğlu’nun “Yusuf ile Züleyha kalbin üzerinde titreyen hüzün” adındaki kitabı ve şu ana kadar okuduğum kitaplardan farklı bir anlatımı var. Biraz şiir tatında. Kitabın ilk sayfasının arka alt tarafında kaynak gösterilerek alıntı yapılabileceği yazıyor. Ben de beğendiğim bir kısımdan alıntı yapayım dedim. Yusuf’un gözleri hakkında bir kaside: Yazının Devamını Oku »
Onlar kimler mi? Onlar ülkemizin en zenginleri. Aldıkları emekli maaşlarının bin liraları (Eski parayla milyarları) bulacağını umuyorsanız yanılıyorsunuz. İşte size birkaç örnek:
Şimdi bu gereksiz bilgiye ne gerek vardı ben de bilmiyorum. Öğrenince bayağı ilginç geldi. Nafile kalan birkaç denemeden sonra kendi dirseğimi yalamaya çalışmaktan vazgeçtim. Fakat kendi dirseğini yalayabilecek cevherlerin ortaya çıkacağına inandığımdandır ki buraya yazma ihtiyacı hissettim. Eğer başarabilen olursa; kesinlikle “dirseğini yalayabilen ilk şahıs” olarak yazıma yorum yazıp, bu nacizane blogumu şereflendirmelerini çok isterim. Ayrıca bu başarısıyla gerek Türk gerek dünya medyasında geniş yer bulacağını da ummaktayım.
Not: Yapacağınız denemelerde mağruz kalacağınız kırık, çıkık ve diğer her türlü yaralanmalarda, bu yazıyı yazan kişi olarak, hiçbir şekilde mesuliyet kabul etmiyorum. Sonra postmodern Avrupayi davalardan çıkan sonuçları almayı umarak avukatınızla kapıma dayanmanızı istemem.
Yarım yamalak da olsa ülkemizde kadınlar gününün geçerliliğinin olması bile güzel. İstanbul’da sokaklarda yürürken belediyelerin astıkları pankartları her yerde görmeniz mümkün. Fakat birşey de dikkatimden kaçmadı. Şu masumanecik günü bile siyaset malzemesi yapmaya çalışanlar var.
Peki neden biz erkeklerin bir günü yok? Yoksa 8 Mart’tan sonra geriye kalan 364 gün bizim günümüz mü? Öyleyse yarından itibaren başlayacak ve bir dahaki 8 Mart’a kadar sürecek erkekler günlerimiz şimdiden kutlu olsun :) Yazının Devamını Oku »
“Facebook aldı başını gidiyor. Tutabilene aşk olsun :)”
Neredeyse sık sık takip ettiğim haber sitelerinde hergün yeni bir haberi çıkıyor. “Facebook aralarını açtı”, “Gay polisi Facebook yaktı”, “Facebook’ta sahte prens!”, “Gates’in Facebook Macerası” , “Facebook’ta Hayalet olun”, “Gebelik fotoğrafları Facebook’ta”, “Kanlısını Facebook’ta buldu”… Mark Zuckerberg namı değer “Terlikli Milyarder” terlikleriyle zevk-ü sefa içinde yaşarken, bütün derdi, gamı bize kaldı. Kimileri bu uğurda birbirlerinden ayrıldı, kimi bahtsızlar kan davalılarını bir anda karşılarında buluverdi, kimi şirketler zarara uğradı… Daha neler neler. Yakında Facebook yüzünden savaş çıkarsa şaşırmamak gerek. Artık ileri de torunlarımızın torunları tarih kitaplarından okurlar “3. Dünya Savaşı ve Facebook” :) Yazının Devamını Oku »
Bugün gazete okurken okuduğum mesleğim gereği bir haber dikkatimi çekti. Peki ne öğrendim?
Gayri safi milli hasılanın %20’sini inşaat sektörü üretiyormuş. İhracatın %12’sini yaparken ithalat içindeki oranı sadece %3,4′müş. Dünyadaki ilk 225 inşaat firması arasında Türk firmalarının sayısı 22′ymiş. Avrupa’nın en büyük 3. inşaat firması Türk’müş.
Artık kendimi yavaş yavaş inşaat mühendisi hissetmeye başladım :)